Kaynak: www.hbr.org 

Tercüme: Rena Bilgin KOÇ

Kriz Karşısında Kendi Direncinizi Oluşturun 
Rasmus Hougaard, Jacqueline Carter ve Moses Mohan
19 Mart 2020

 

Kovid-19, dünya üzerinde hızla yayılmaya ve etki göstermeye devam ederken; bizler de endişe, anksiyete ve istikrarsızlığın paralel bir şekilde artmakta olduğuna şahit oluyoruz. Bir kriz durumda, zihnimiz, ortada olan bu bir hayli zorlayıcı bu durumu daha da vahim bir şekilde algılamaya meyilli oluyor ve bu durum, krizin önümüzde temel bir engel oluşturmasına neden oluyor. Peki, bu neden böyle ve bizler bu durumu değiştirmek için neler yapabiliriz? Firmalara farklı düşünme ve çalışma yöntemleri oluşturmaları yolunda farkındalık alanında destek sağlayan bir kuruluşun CEO’su olarak, sizlerle “farkında” bir zihnin pandemi tehdidi benzeri krizlere nasıl tepki verdiğini paylaşmak istiyorum.

 

Kötü veya endişelendirici haberler yağmuru altında olmadığımız zamanlarda bile, zihnimiz, doğal olarak tedirgin olmaya meyillidir. Yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz bir araştırma, çalışanların %58’inin işlerine odaklanmakta zorluk çektiklerini gösteriyor. Araştırma, zihnimizin günlük rutini içerisinde başıboş bir şekilde dolaşırken, çeşitli düşünce kalıplarının ve bugünlerde sıkça maruz kaldığımıza benzer olumsuz düşüncelerin tuzağına düşmeye yatkın olduğunu gösteriyor. Bu meylimiz, bugünlerde daha da şiddetlenmiş durumda. Zihnimizin obsesif düşüncelere, korku hissine ve çaresizliğe kapılma olasılığı daha da yüksek. İşte bu nedenle, kendimizi sürekli bir yolcu gemisinde karantinaya alınan yolcuların hikayeleri gibi can sıkıcı hikayeler okurken buluyoruz. Hem de hayatımızda daha önce hiçbir gemi yolculuğuna dahi çıkmamışken ve gelecekte böyle bir planımız dahi olmamasına rağmen.

  

Zihnimiz bu duruma hapsolmuşken, zincirleme reaksiyona kapılıyoruz. Korku görüş mesafemizi daraltıyor ve büyük resmi görmek gitgide daha da zorlaşıyor. Hal böyle olunca, önümüzde apaçık duran olumlu ve yaratıcı çözümleri göremez hale geliyoruz. Görüş mesafemiz daraldıkça, diğerleriyle bağlantı kurmaya eğilimimiz de azalıyor. Bugünlerde, Koronavirüs’ün ne denli hızla yayıldığına dair gerçekler en büyük korkularımızı alevlendirdiğinden, izolasyon talebimiz artıyor. Bu da sadece endişelerimizin daha da artmasına neden oluyor. 

Geçtiğimiz ayki kargaşa ortamını gözlemlemek, bana “İkinci Ok” adındaki eski bir Budist kıssasını anımsattı. Buda bir gün, bir öğrencisine “Birisi ok ile vurulduğunda, bu ona acı verir mi? Peki ya, ikinci bir ok ile vurulduğunda, acısı daha da mı artar?” diye sormuş. Sonrasında ise şu şekilde bir açıklama yapmış: “Hayatta, birinci oku kontrol edemediğimiz zamanlar vardır, o ok gelir ve bizi vurur. Ancak, ikinci okun vereceği acıyı, ilk oka verdiğimiz reaksiyon belirler. İkinci okun bize vereceği acının miktarı, tamamen bizim seçimlerimize bağlıdır.”

Hepimiz, bugünlerde Koronavirüs’ün bize fırlattığı ilk oku deneyimliyoruz. Seyahat kısıtlamaları, borsanın ani düşüşü, arz darlığı ve benzeri durumların etkisi altındayız. Ancak, ikinci ok, yani virüsü bizim de kapma olasılığımıza, sevdiklerimizin virüse yakalanma ihtimaline, olası mali yan etkilere ve haberlerde ve sosyal medyada dolaşıp duran tüm karanlık senaryolara vereceğimiz tepkiler tamamen bizim kontrolümüzde. Kısacası, ilk ok bir yandan öngörülemez bir acıya neden olurken, diğer yandan da ona dayanıklılığımızı ve sonraki oklara vereceğimiz tepkiyi belirliyor.  

 

“İkinci ok” kıssasını akılda tutmak bu nedenle önemli. Krizlere verdiğimiz duygusal ve psikolojik tepkiler, oldukça doğal ve insani tepkilerdir. Ancak, bize daha çok ıstırap verdikleri, görüşümüzü daralttıkları ve alınabilecek en doğru aksiyonu görmemizi engelledikleri de bir gerçektir. 

Bu oldukça doğal olan eğilimin üstesinden gelmenin yolu, farkındalık aracılığıyla zihinsel bir direnç geliştirmektir. Zihinsel direnç, özellikle bu gibi zorlayıcı koşullarda, zihinlerimizi ilk oku en sağlam şekilde karşılayacak ve gelecek diğer okların yaratabileceği tahribatı engelleyecek şekilde yönetmek anlamına gelir. Direnç, kendi düşüncelerimizin farkına vararak, onları yapıcı olmayanlardan ayırmak ve yeniden sağlam bir denge oluşturmaktır. Bu geliştirilebilir bir beceridir. Kendimizi bu yönde eğitebiliriz. Bunu yapmanın en etkili üç yolu şunlardır:

Bir: Zihninizi sakinleştirin.


Zihninizi sakinleştirmeye ve boşaltmaya odaklanırken, dikkatinizi etrafınızda gerçekten neler yaşanmakta olduğuna ve bunların size ne gibi etkileri olduğuna verebilirsiniz. Düşüncelerinizi gözlemleyebilir ve onları yönetebilirsiniz. Aklınız felaket senaryolarına kaymaya başlarsa, bu düşünceleri yakalayıp durdurabilirsiniz. Odağınızı kendi seçtiğiniz konular üzerinde tutabilirsiniz. Bu gibi durumlarda, evden çalışmanın ne kadar büyük bir nimet olduğu gibi şeyleri düşünmeyi deneyebilirsiniz. “Aman tanrım, borsa hızla çöküyor” diye düşünmektense, olumlu düşüncelere odaklanmak faydalı olacaktır. 

Sakinliği korumak oldukça önemlidir. Zihninizin başıboş bir şekilde dolaşmasını ve olumsuz düşüncelere kapılma ihtimalini ortadan kaldırır, stresinizi azaltır. Daha da önemlisi, sıklıkla tekrar edilen zihin egzersizi ile direnç kasımız güçlenir ve olumlu düşüncelere odaklanma yetisi artırılabilir. Kendimizi ana geri getirme konusunda çalıştıkça, sorunlarla başa çıkma kapasitemiz artar. Karşımızdaki kriz ne olursa olsun, ister küresel, ister bireysel bir krizle karşı karşıya olalım, onunla baş etme gücümüz artar. (Zihnimizi sakinleştirmeye ve farkındalığımızı artırmaya yönelik birçok ücretsiz aplikasyonun bir tık uzağımızda olması da bizim için büyük bir şans.)

İki: Camdan dışarıya bakın. 


Umutsuzluk ve korku aşırı tepkiye neden olabilir. Olumsuz duygular içerisinde hiçbir şey yapmadan öylece durup beklemektense herhangi bir şey yapıyor olmak, kendimizi daha iyi hissetmemize vesile olur. Geçtiğimiz birkaç hafta, ben de, işlerimin Kovid-19’dan etkilediği ve şahsen umutsuzluğa kapıldığım zamanlar yaşadım. Ama ben, içine düştüğüm bu umutsuzluğa ani tepkiler vermek yerine bunların üzerine düşünmeyi tercih ettim. Zihnimin kötü haberlerden uzaklaşması ve daha durağan bir hale gelmesi gerektiğinin farkındaydım. Ancak böyle olursa, planlama ve liderlik becerilerimi devreye sokabilecektim. Hal böyle olunca, ben de, iş üzerine daha az düşünmeyi, daha az çalışmayı ve camdan dışarı bakarak daha çok düşünmeyi tercih ettim. Böyle yaparak, hem bir birey hem de bir lider olarak ileriye dönük ne tür olumlu adımlar atabileceğime dair sorulara daha net cevaplar alma fırsatım oldu. 

Üç: İnsanlarla iletişim kurun. 


Ne yazık ki, şehir yönetimleri ve hükümetler virüsün yayılmasını durdurmakla meşgul olduğundan, bu gibi stresli dönemlerde destek alabileceğimiz destek kuruluşlarının çoğu belirsiz bir süreliğine kapanmış durumda. Okullar kapatıldı, etkinlikler iptal edildi, işyerleri evden çalışma sistemine geçti ve seyahat yasakları getirildi. Tüm bunların doğal bir yan etkisi ise, izolasyon hissinin giderek artması ve insanlardan ve korkularımız ile anksiyetelerimizi dindirmeye yardımcı olan topluluklardan uzaklaşmak oldu.

 

Mevcut korku atmosferi, insanlar hakkında yargılarda bulunmamıza neden olabilir. Bazı insanlarla ilişki kurmaktan kaçınmamız ve bazılarından da uzak durmamız gerektiğine dair yanlış düşüncelere kapılabiliriz. Bu, insanların hayatta kalma içgüdülerini azdırabilir ve toplumda “herkes kendinden sorumludur” düşüncesinin hakim olmasına neden olabilir. Bu gibi durumlarda, ne kadar hassas olduğumuzu ve hayatta kalmak için birbirimize ihtiyaç duyduğumuzu unutabiliriz. 

Ancak, komşumuzla korumamız önerilen 1.8 metrelik sosyal mesafe söz konusuyken bile, anlamlı ilişkiler kurabiliriz. Bu tür ilişkilerin temeli şefkate dayanır. Şefkat, diğerlerine fayda sunma niyetimizi ortaya koyan bir tutumdur ve zihnimizde başlar. Şefkat, kendinize sıradan bir gün geçirirken ve insanlarla (birebir veya internet üzerinden) iletişim kurarken şu soruyu sormanızla başlar: “Karşımdaki kişinin daha iyi bir gün geçirmesini sağlamak için ne yapabilirim?” 

Bu basit soru, harikulade şeylerin başlangıcıdır. Zihin genişler, gözler kocaman açılır ve karşımızdaki şeyi veya kişiyi gerçekten görmeye başlarız. Böylece, karşımızda duran umut dolu imkanları görebilmeye ve fırsatları algılamaya başlarız.
 

0532 761 43 57    info@egitmen360.com.tr
 

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Instagram
  • YouTube